Şundan Bundan-Nisan 2009 04/08/2009
![]() 1- Her romanda amaçlar düzleminin yanında rastlantılar düzleminin de bulunduğu bilinen bir gerçek. Rastlantılar düzlemi, amaçlar düzlemi gibi inceden inceye tasarlanmamasına rağmen, burada da bir tür planlama olduğu iddia edilebilir. Bunu bir örnekle somutlaştıracak olursak; bilindiği gibi Çehov'a göre, “oyunun başında sahnede bir tüfek varsa, o tüfek oyunun sonunda mutlaka patlamalıdır.” (Kuşkusuz işlevsellik açısından patlamaması da mümkün, ama biz konumuz gereği tüfeği patlatacağız.) Varsayalım tüfek oyunun başında sahnede olmamasına karşın sonunda patlıyor… “Şans eseri” gerçekleşen bu durum yazarın işini iyi yapamadığını gösteren, başka bir deyişle oyunu/anlatıyı “hafifleten” en önemli unsurlardan biri; bir tür tesadüf yani. Şimdi, önemli bir ayrımın zamanıdır; tesadüf ve rastlantı ayrımı. Anlam açısından yakın iki sözcüğün, işlev açısından birbirinden uzak noktalarda yer aldığını öne sürebiliriz. 2- “Üzerinde düşünülmeyen bir hayat, yaşanmaya değer bir hayat değildir.” Sokrates. 3- Genellemelerin tehlikesini bilmekle birlikte, insanın “bittiğini” düşünüyorum. Aslında bu tezi, “Ortalama insanın bittiğini düşünüyorum” diyerek daraltacaktım; ancak öyle yaparsam kendimi ve bazı insanları dışarıda bırakacağımı bildiğimden genel bir kategori kullanmaya karar verdim. Peki neden bitti insan? Çünkü artık ne özgür olmak istiyoruz, ne gerçeği bilmek, ne güzeli beğenmek, ne de doğruyu yapmak. 4- Gülten Akın’ın, Mavi Kuş adlı uzun şiirinden tadımlık bir bölüm; … çılgın şairleri olmalıydık dünya bize çılgınlık bırakmadı hayatın ağırlığıyla ütülendik temiz ve uslu … Gülten Akın/Uzak Bir Kıyıda (YKY)/s.43 5- Bilindiği gibi ışığın farklılaşmasıyla heykel her defasında yeniden anlamlanır. Belki de bu yüzden, heykelin hammaddesi ışıktır. Comments Comments are closed. |

RSS Feed